9 Eylül 2009 Çarşamba

Yağmur, Sel ve Biz

Uzun zamandır yoktun aramızda, bize kendini hissettirmeden öylece bakıyordun yukarılardan, bugün tekrar aramıza geldin, sinirli bir şekilde ve varlığını acı bir şekilde hisettirerek. Belli ki yukarılarda bir yerlerde birilerine öfkelenmişsin, sende oralarda diğerlerine benzemişsin. Kalbin yorulmuş yağmur, mücadele edememişsin, yerini sele bırakmışsın. İyilik kötülük mücadelesinde tıpkı aşağılarda olduğu gibi yukarılarda da kötülük kazanmaya başlamış, Böyle olmuş olmalı ki bugün birçok şey mahvoldu. Anne babaların biricik, pırıl pırıl umutları gitti. Neden peki neden?!! Yılların çabalarını birkaç dakika öfkene hakim olamamandan dolayı bir çırpıda sildin, Şimdi nolucak peki ?, Ne yaptın sel?, Değdi mi geceyi ürküterek bağırmana, ben geldim diye şov yapmana? Hala hırlıyosun bu saatte! Bugün kötü niyetliydin, Buradakilerin şerefsizlikleri alçaklıkları hiç şüphe yok ki seni de  etkilemiş. Benim özlediğim sen değildin senin temiz kalpli olanındı, yağmurdu. Yüreğinin sevgisini akıttığın zamanları özlemiştim. İçindeki kini, nefreti değil. Kupkuru boğucu geçen günlerden sonra yüzüme düşen ufak bir damlanın verdiği mutluluğu özlemiştim. Kurak geçen günlerden sonra o sesi soluğu çıkmayanlara verdiğin canı, huzuru hissetmeyi özlemiştim.

Şimdi ezan okundu ortalık derin bir sessizlik içinde tıpkı her kötü şeyin arkasından gelen sessizlik gibi. Hava iyice aydınlanınca göreceğiz, dün alıp götürmeye başladığın şeyleri ne kadar ileriye götürmüşsün göreceğiz. Güneş doğacak yine ,bulutlar önünü kapatsa bile ışıkla buluşmamız engellenemeyecek. Geride kalanlar şöyle bir bakacağız. Neler bizimle, neler değil diye. Üzüleceğiz, iç geçireceğiz, ateş kalbine düşmeyenler böyle yapacak. Tekrar umursamaz olmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz büyük olasılıkla. Her şey olur, her şey geçer geriye sadece hayat kalır diyeceğiz. Daha önce de böyle olmadı mı? Sadece selde değil, her durumda. Ateş kendi kalbimize düşmedikçe böyle yaptık. Bizde en az acımasız sel kadar suçluyuz. Evet sel, fırtına bunlar kötü ama biz daha kötüyüz. Çünkü onlar en azından ara sıra geliyor ama bizim umursamazlığımız sürekli devam ediyor. Üzülmek, iç geçirmek yetmiyor artık. Öyle veya böyle bir şeyler yapmak lazım. Hiç birşey yapamıyorsan en azından empati yapmak lazım. O zaman çok şey düzelir. O zaman kötülük yapmaz kimse. En kötü acımızı paylaşırız, daha mutlu oluruz. Hayatı daha güzel, daha mutlu, daha yaşanılabilir kılarız. Yarın öbür gün şu hayattan öyle veya böyle göç etsek bile en azından huzurlu gideriz, hayatın hakkını verip gideriz.

Biliyorum ki bugünkü doğal felaketler ne ilk ne de sondu. Daha önce çok daha kötüleri oldu.Yarın öbür gün tekrar olacak. Yine çok kişi üzülecek, belki kor ateşler o zaman benim kalbime düşecek.Bugüne kadar hep unuttuk, tabii ki sürekli onu düşünmeyeceğiz, devam etmek zorunda olduğumuz bir hayat var en nihayetinde. Ama bu felaketlerin daha az acıya sebep olmasına, sebep olduğu acıların paylaşılmasına ortak olmak, bunları hafifletmek bizim elimizde. Biz her zaman elimizden geleni yapmalıyız hem de hiç yılmadan, pes etmeden. Gerisi varsın olacağına varsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder