26 Ekim 2009 Pazartesi

...

Karşıma çıkan insanlara hep güvenmek istedim
Bunun için elimden geleni yaptım
Ne zaman anladım ki verdiğim değere değmiyorlar
Hemen ilişkimi kestim
Çok geçmeden anladım ki gerçektende değmezlermiş ..
Hani bazen kayıtsız şartsız güvenmek istersin ya,
Bunu yapmaya çalıştım, ama
Sadece zaman kaybıymışlar,
Sadece hayal kırıklığıymış hepsi …

21 Ekim 2009 Çarşamba

Anlayamıyorum, Anlayamayacağımda...

Doğal olarak yaşadığım olaylardan etkileniyorum ve bu olayları kendi düşünceme, duruşuma göre kafamda yorumluyorum. Bazen de yaşamadığım fakat izlediğim şeyleri kendi içimde empati yoluyla yaşıyorum. Zaman zaman kafamı çok yoruyorum ama ne kadar düşünürsem düşüneyim içinden çıkamıyorum. Bu durumlara kendimce çözümler bulsam dahi, bunu uygulamak elimde olmadığından içim içimi kemiriyor.

Dün 'Nefes' adlı filme gittim (hatta bu yazıyıda dün yazdım). Hep düşünüyorum bu terör denilen lanet olayın üstüne. Filmde bir dağ karakolunda yaşananlardan bahsediliyordu. Askerlerimiz, benim yaşımda, benden büyük veya küçük... Geceleri rahat uyuyamıyorlar, uyusalar bile berbat kabuslar görerek kan ter içinde uyanıyorlar. Gündüzleri taramaya çıkıyorlar. Yani her an ölümle burun burunalar. Eminim gerçekte bu bölgelerde yaşayan askerlerimizin yaşadığını anlayamıyoruz. Bu mümkün değil. Kendi adıma konuşacağım; bu filmi izlediğimde çoğu an tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu, sinirlerim bozuldu. Ülkemi, bayrağımı, bu ülkenin insanlarını çok seviyorum. Dünyadaki tanıdığımı tanımadığım bütün insanlara değer veriyorum. Bütün insanlar derken temiz kalpli olanlardan, vicdan sahibi kişilerden bahsediyorum. Bunun aksi olanlar bana göre insan değil zaten. Evlatlarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız o dağ başında, gitmeyenin haberdar bile olmadığı bir yerde bir avuç cahilin, caninin hedef tahtası vaziyetindeler. Bir avuç cani ve cahil aramızda, bu sıralar o dağdaki şerefsizlere alkış tutuyorlar hem de büyük bir yüzsüzlükle.. Oralarda açık hedef halinde olan kahramanlarımız kökenleri ne olursa olsun her biri omuz omuza, sırt sırta ölümün soğuk nefesini enselerinde hissediyorlar. Bugün daha önceden de düşündüğüm gibi tekrar düşündüm; askerlerimiz orada şehit oluyorlar, peki neden? Onların elinde değil ki bu lanet terörü bitirmek. Neden şehit oluyorlar, neden !! Kaç kişi onların vatan uğruna canlarını feda etmesinin kıymetini biliyor ?? Bu bayrak için gözünü kırpmadan ölüme gidecek insan çok, biz böyle bir milletiz, en azından ben kendi adıma buna inanıyorum. Ama bu kan daha ne kadar akmaya devam edecek? Haberlerde, gazetelerde görüyoruz, üzlüyoruz, şehit ve gazi haberlerine.. Fakat kısa bir süre sonra hayatlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, eğer ateş kendi ocağımıza düşmemişse. Niye bu lanet olayı bitiremiyoruz? Para, pul, iktidar gibi maddi şeyler uğruna bazıları nasıl da bu kadar soysuzlaşabiliyor? İnsanların verdiği bu mücadeleden nasıl rant sağlayabiliyorlar, feryatları, haykırışları nasıl da görmemezlikten geliyorlar? Ne oluyorda bu kadar bencilleşebiliyorlar, ne oluyorda o kadar kan akarken rahat rahat uyuyabiliyorlar? Bu kadar soysuz olmayı nasıl becerebiliyorlar? Sonuçta bir gün hepimiz öleceğiz. Şahsen öldükten sonra ruhani bir dünyanın varlığına inanıyorum. Fakat bu dünyada başkasına kötülük yapmamayı, başkasının hakkını yememeyi, vicdanımı rahat tutmayı ruhani bir dünyanın varlığına inandığımdan değil, insan olduğumdan dolayı, eğer bu dünyaya gelmişsem böyle olması gerektiğine inandığımdan yapıyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum ve bu tarz düşünen kişileri insan olarak kabul ediyorum, bu düşünceye sahip kişilere değer veriyorum. Ama sadece güzelliklerin, mutlulukların egemen olduğu, kanın dökülmeyeceği, savaşın, terörün, art niyetin olmayacağı ütopik bir dünyanın hayalini kurmadanda edemiyorum ve böyle bir dünyanın sadece bir ütopyadan ibaret olması canımı fena halde sıkıyor. Bunu engelleyemiyorum. İnsan olarak kabul ettiğim kimsenin engelleyemeyeceği gibi..

11 Ekim 2009 Pazar

Hayaller I

Şu an Alfred'in Barcelona'ya götüremeyip bıraktığı rakıyı açtım ve ilk yudumumu içtim. Götüremediği için üzülmüş ve bunu içerken bizi hatırla demişti. Bende kadehimi onların adına kaldırdım. Şerefe !!

Hayallerim var beni mutlu eden, bana güç veren. Yıkılan hayallerimde var içimi burkan, başka bir şeyle yerini dolduramayacağım, içimde hep bir ukte olarak kalacak olanlar. Hayallerim vardı çok uzun yıllar önce yıkılan hayallerim. Her ne kadar değiştiremeyecek olsamda hayalini kurmayı engelleyemediğim durumlar. Malesef en çok yüzümü güldüren bu hayallerim. O zaman yıkılan hayallerim çok şeyi değiştirdi. Zamanında çok üzüldüm hala aklıma gelince üzülüyorum. O olanlar beni çok yaraladı. Daha fazla hayal kurmaya başladım. Kendimi daha çok kandırmaya başladım. Ne de olsa hayatı bir yerden yakalamalıydım. O olaylardan sonra aslında hiç kimseye güvenmemem gerekirdi. Çoğu kişiylede arama mesafe koydum. Soğuk olduğumu, belki de ruhsuz olduğumu düşünenler olmuştur. Onları suçlamıyorum. Onlar benim yaşadıklarımı yaşamadılar. Onlar benim kendi içimde verdiğim ama kimseye belli etmediğim savaşa tanık olmadılar. Onlar sadece yıpranmışlığın sebep olduklarını gördüler,anlamadılar. Güvenmeye çalıştıklarımda oldu, olmadı değil ama güvenim çoğu zaman boşa çıktı. Çok zaman oldu konuşmak istediğim, artık dayanamıyorum dediğim hatta bu ortamı yaratmak için onlara farkettirmeden onları denedim ama o kıvama gelen olmadı.Bu gibi şeyler yüzünden yoluma tek başıma devam ediyorum. Bazı insanlar vardır diğerlerine göre birtakım şeyleri daha kolay paylaşırlar. Bazılarıda vardır benim gibi, çok zor paylaşırlar. Aslında içim o kadar dolu ki, anlatmayı çok istiyorum. Evet kafamda bu kişiyi ara sıra kuruyorum fakat bu kişiyi aramıyorum, bir gün karşılaşacağım varsa karşılaşırım zaten. Hani bazıları vardır kafalarındaki kişi onların mükemmel kişisidir, ben de öyle bir durum yok. Bana göre bir kişinin mükemmel gözükmesi durumu kadar salak bir şey yok. Çünkü herkesin kusurları vardır. Ben insanları kusurlarıyla severim, bende hissetirdikleriyle. Bana göre insan kusurları kadar güzeldir. Neyse bu konu uzar gider. Beni bu aralar en çok heyecanlandıran hayalim Barcelona' ya gitmek. Umarım fırsatını bulur ve stajımı orada yapabilirim. Kafaya koydum stajımı yapamasam bile bir gün bu harika şehirde yaşayacağım. Gördüğüm yerler arasında bana en çok huzur veren yerlerden biriydi. Kendimi orada çok mutlu hissetmiştim. Ben şimdillik elimden geleni yaptım, İspanyolca konuşmakta başka bir hayalim. Bu konuda da çalışmalarım hızla sürüyor. Bu tip hedef ve hayallerim beni hayata en çok bağlayan şeyler. Hayalini kurduğum birçok şey daha vardı, gerçekleşmediler ama ziyanı yok şimdi olmadıysa sonra olabilecek hayaller bunlar. Bana göre başa gelebilecek en kötü şeylerden biri hayallerin yıkılması, daha kötüsüyse bir daha hayal kuramayacak duruma gelmek. Hayallerimin yıkıldığı çok oldu, bu yüzden sarsıldığım çok oldu ama hiç bir zaman hayal kurmayı bırakmayacağım. En güzeliyse hayallerimi kimsenin benden alamayacak olması.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Sessizlik

Bu aralar sessizliği dinliyorum. Başımı en çok şişiren anlar bu sessizlik anları. Kendimle başbaşa kalmaya çalışıyorum ama bir türlü olmuyor. Onun bunun problemi, hayattaki memnuniyetlerim, memnuniyetsizliklerim ve bunun gibi olaylar sessizliğimi bir konser alanına çeviriyor. Sürekli düşünüyorum, hayatımla ilgili planlar yapıyorum. Sorunlarımı düşünüyorum.

Bu aralar hiç canımı sıkmamam gereken şeylere canımı sıkıyorum. Halbuki hiç gerek yok. Hayatta değiştiremeyeceğin şeylere üzülmeyeceksin. Sürekli neşeli olacaksın. Her umutsuzluğa düştüğün anın yeni bir umudun kapısını açtığının farkında olacaksın. Benim için böyle. Geçen hafta başıma gelen şey aslında çare üretmek için kıpırdanmama yol açtı. Bazen ilk anda demeyi unutup, kısa bir süre karamsar olsamda gerçekten her işte bir hayır var.

Problemler iyidir, çözebileceğin problemler iyidir zaten çözemeyeceğin problem senin problemin değildir. Hayatada böyle bakıyorum. Başkalarının ne düşündüğü pek umrumda da değil açıkçası. Hayat benim hayatım verdiğim kararlar benim, seçtiğim yollar benim. Üzünütüyüde, sevinicide birinci dereceden yaşayacak olan benim. Ben hayatı basit görmeyi öğrendim, çünkü bana göre hayat basit. Bazı zamanlar kendi kendime zorlaştırsamda. Ama her şeyden olması lazım. Bu basit hayatı renklendirmek lazım.

Hayat hepimiz için aynı. Hepimiz kendimizi tatmin etme amacındayız. Mutluluk dediğimiz bu. İnsan tatmin olmadan mutlu olur mu? Bana göre olmaz. Hepimiz kabul etsekte etmesekte benciliz. Bu doğamızda var. Bir şeyleri yaparken sonunda ne olursa iyi hissederiz diye düşünerek hareket ediyoruz. Hepimiz kendimizi düşünüyoruz. Mesela en basiti ağlamak. Kendimiz için ağlıyoruz hayatta. Birisine veda ediyoruz, ağlamaya başlıyoruz.Neden peki? Giden kişi için üzüldüğümüzden mi? Hayır, giden kişinin bizde yarattığı etkiyi kaybettiğimizi düşündüğümüzden.