Doğal olarak yaşadığım olaylardan etkileniyorum ve bu olayları kendi düşünceme, duruşuma göre kafamda yorumluyorum. Bazen de yaşamadığım fakat izlediğim şeyleri kendi içimde empati yoluyla yaşıyorum. Zaman zaman kafamı çok yoruyorum ama ne kadar düşünürsem düşüneyim içinden çıkamıyorum. Bu durumlara kendimce çözümler bulsam dahi, bunu uygulamak elimde olmadığından içim içimi kemiriyor.
Dün 'Nefes' adlı filme gittim (hatta bu yazıyıda dün yazdım). Hep düşünüyorum bu terör denilen lanet olayın üstüne. Filmde bir dağ karakolunda yaşananlardan bahsediliyordu. Askerlerimiz, benim yaşımda, benden büyük veya küçük... Geceleri rahat uyuyamıyorlar, uyusalar bile berbat kabuslar görerek kan ter içinde uyanıyorlar. Gündüzleri taramaya çıkıyorlar. Yani her an ölümle burun burunalar. Eminim gerçekte bu bölgelerde yaşayan askerlerimizin yaşadığını anlayamıyoruz. Bu mümkün değil. Kendi adıma konuşacağım; bu filmi izlediğimde çoğu an tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu, sinirlerim bozuldu. Ülkemi, bayrağımı, bu ülkenin insanlarını çok seviyorum. Dünyadaki tanıdığımı tanımadığım bütün insanlara değer veriyorum. Bütün insanlar derken temiz kalpli olanlardan, vicdan sahibi kişilerden bahsediyorum. Bunun aksi olanlar bana göre insan değil zaten. Evlatlarımız, kardeşlerimiz, dostlarımız o dağ başında, gitmeyenin haberdar bile olmadığı bir yerde bir avuç cahilin, caninin hedef tahtası vaziyetindeler. Bir avuç cani ve cahil aramızda, bu sıralar o dağdaki şerefsizlere alkış tutuyorlar hem de büyük bir yüzsüzlükle.. Oralarda açık hedef halinde olan kahramanlarımız kökenleri ne olursa olsun her biri omuz omuza, sırt sırta ölümün soğuk nefesini enselerinde hissediyorlar. Bugün daha önceden de düşündüğüm gibi tekrar düşündüm; askerlerimiz orada şehit oluyorlar, peki neden? Onların elinde değil ki bu lanet terörü bitirmek. Neden şehit oluyorlar, neden !! Kaç kişi onların vatan uğruna canlarını feda etmesinin kıymetini biliyor ?? Bu bayrak için gözünü kırpmadan ölüme gidecek insan çok, biz böyle bir milletiz, en azından ben kendi adıma buna inanıyorum. Ama bu kan daha ne kadar akmaya devam edecek? Haberlerde, gazetelerde görüyoruz, üzlüyoruz, şehit ve gazi haberlerine.. Fakat kısa bir süre sonra hayatlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, eğer ateş kendi ocağımıza düşmemişse. Niye bu lanet olayı bitiremiyoruz? Para, pul, iktidar gibi maddi şeyler uğruna bazıları nasıl da bu kadar soysuzlaşabiliyor? İnsanların verdiği bu mücadeleden nasıl rant sağlayabiliyorlar, feryatları, haykırışları nasıl da görmemezlikten geliyorlar? Ne oluyorda bu kadar bencilleşebiliyorlar, ne oluyorda o kadar kan akarken rahat rahat uyuyabiliyorlar? Bu kadar soysuz olmayı nasıl becerebiliyorlar? Sonuçta bir gün hepimiz öleceğiz. Şahsen öldükten sonra ruhani bir dünyanın varlığına inanıyorum. Fakat bu dünyada başkasına kötülük yapmamayı, başkasının hakkını yememeyi, vicdanımı rahat tutmayı ruhani bir dünyanın varlığına inandığımdan değil, insan olduğumdan dolayı, eğer bu dünyaya gelmişsem böyle olması gerektiğine inandığımdan yapıyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum ve bu tarz düşünen kişileri insan olarak kabul ediyorum, bu düşünceye sahip kişilere değer veriyorum. Ama sadece güzelliklerin, mutlulukların egemen olduğu, kanın dökülmeyeceği, savaşın, terörün, art niyetin olmayacağı ütopik bir dünyanın hayalini kurmadanda edemiyorum ve böyle bir dünyanın sadece bir ütopyadan ibaret olması canımı fena halde sıkıyor. Bunu engelleyemiyorum. İnsan olarak kabul ettiğim kimsenin engelleyemeyeceği gibi..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder