24 Ocak 2010 Pazar

Patroniçe

Bu gece uykum pek yok. Bir kitap daha bitti. Biraz melankolik bir kitaptı. Kitabı başucuma koydum, gözlüğümü de çıkardım, biraz dalmışım, sonra kalktım camdan dışarı baktım. Kar bütün güzelliğiyle beni bekliyordu. Sokak lambasından gelen rötuşlarla yıldız gibi parıldayan süslemelerde cabası. Düşüncelere daldım. Evle, bizimkilerle, geçmiş, şimdi, gelecekle, yaşanmışlıklarla, yaşadıklarımla, yaşayacaklarımla ilgili. Çoğu kara rağmen, onun masumiyetine rağmen içimi karartacak cinsten düşüncelerdi. Ama bunlara serkeş, gücünü kardan alan duygularımda vardı. Bu soğuk gecede aklıma geldiğinde içimi ısıtan, yüzümde kısa da olsa bir tebessüme yol açabiliyorsun. Aramızda binlerce kilometre var. Kim bilir hava orada da soğuktur belki, aksi takdirde büyük ihtimalle dışarıdasındır. Eğlenmeyi, hayatın tadını çıkarmayı bilirsin. Hayat dolu, cıvıl cıvıl, çok temiz kalpli birisindir. Son ayrıldığımız geceyi hatırlıyorum da ilk başta çekingendin, sen oturdun ,ben eğildim, öyle vedalaştık. Sonra dayanamadın, kalktın ayağa sarıldın boynuma, dostane, o her zamanki neşeli halin ağlamamak için mücadele veriyordu. Sen bana Jefe diyordun, bende sana buna karşılık ''Patroniçe''yi öğretmiştim. Daha bir sürü şey öğretmiştik birbirimize, senin küçük bir not defterin vardı, her kelimeyi aynı coşkuyla yazardın oraya. Onları söylerken çok sevimli oluyordun. Sonra bir keresinde yolda oturmuştuk, Bar delle Rose'nin önünde, saatlerce konuşmuştuk, anlamlı anlamsız birçok şey hakkında. Tam ayrılırken İtalyanlar'ın saçma sapan bir taşın üstünü örtmesine şaşırıp çok gülmüştük. Sen harbi esaslı kızdın, için dışın birdi, hayatıma girmiş çıkmış çoğu kişinin aksine hiç yalan söylediğine şahit olmadım. Naif, kırılgan, bir o kadar da hayat dolu, neşeli, seni üzecek olaylara karşı kendini savunacak bir mekanizma inşa etmiştin içinde. Beni en kötü zamanımda gördün ve yalnız bırakmadın. Annenler gelmişti seni ziyaret etmeye, geziyordunuz, bense Anna Lisa' nın sınıfında buralardan gelen haberler yüzünden sıkıntılıydım. Kafamı sıraya koymuş, hüzünlü ve dalgın bir vaziyette zaman tüketiyordum. O anda mesaj geldi, içine mi doğdu veya bir şekilde haberin mi oldu bilmiyorum ama nasıl olduğumu soran, annenlerle nerelere gittiğinizi anlattığın bir mesaj atmıştın. O hüzünlü halimden, neşe dolu mesajınla çekip çıkarmıştın beni. Bazı geceler beni yanınıza çağrıyordun, herkes İspanyolca konuşuyordu ve ben hiç birşey anlamıyordum.Çoğunluk İngilizce bilmediğinden muhabbeti hep kendi dilinizde yapıyordunuz, sense benim içinde bulunduğum durumdan dolayı bana sürekli olan biteni tercüme ediyordun, yoruluyordun. Ben çoğunlukla hiçbir şey anlamazdım ama yine de sayende güzel vakit geçirirdim. Tanrı şahit ki hepinizi çok sevdim, zaman geçtikçe orada tanıştığım herkesi çok sevdim, sizin de beni sevdiğinize eminim. Sabahları beraber gittiğimiz ders vardı, bilirsin o saatte otobüs tıklım tıklım olurdu. Balık istifi gibi dizilirdik, sen otobüste yer bulup ben ayakta kaldığımda çocuk gibi sevinir bana ''Ben kazandım, ben kazandım'' diye mesaj atıp, beni güldürürdün. Bunu sana hiçbir zaman söylemedim ama sen ender gördüğüm temiz kalpli, neşeli insanlardan biriydin. İnsanlar hakkında hiç kötü düşünmezdin, hala öylesin. Bazen msnden konuşuyoruz, mailleşiyoruz ya o enerjin yazdıklarına yansıyor. Çok akıllıydın, yaptığın besteler, danslar, hareketlerin hepsi birbirinden zekice ve eğlenceliydi. Hakkında yazacak çok şey var aslında. İşin ilginç yanı sen bunları okuyamayacaksın, anlayamayacaksın ama olsun. Diyorsun ya yazın gelecekmişsin büyük ihtimalle, umarım gelirsin. İstanbul'un eşsiz güzelliğii mutlaka görmelisin. Evet farklı kültürlerde, farklı hayatları yaşıyoruz. Hatta bundan sonra 3-5 kere birbirimizi görürüz veya görmeyiz. Mühim değil, sonuçta arada sırada da olsa birbirimizden haberdar oluyoruz. Dediğim gibi farklı yerlerde, farklı hayatları, çok farklı çevrelerle yaşıyoruz. Ama iyi ki seni tanımışım, senin gibi birinin olduğunu görmek, etrafımda da senin gibi biri olabileceği umudunu içime aşılıyor. Umarım hayatın boyunca hep benim tanıdğım kişi olarak kalırsın. Temiz kalbin, iyiliğin, muzipliklerin çılgınlıların her zaman baki kalır. Umarım farklı hayatlarda yaşasak yollarımız arada sırada kesişir.

Kendine çok iyi bak PATRONİÇE, unutma sen en güçlüsün, ve öyle ya da böyle bir şekilde hep hayatımda kal ki senin gibi birilerinin var olduğuna olan inancım sona ermesin. Çok mutlu ol, etrafına sürekli neşe saç..

Hasta luego Jefa!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder