28 Mart 2010 Pazar
Perspektif
Hayat sen nasıl istiyorsan öyle şekillenir, olaylara nasıl bakarsan o şekilde görürsün. Hayatının efendisi de sen olabilirsin, hayatın kölesi de... Sınırlara kanma ve sınırsızlığı seç.. Sürekli uyanık kal ve içinde bulunan seni ele geçirmek için sürekli tetikte bekleyen o karanlık tarafına sakın ödün verme, gardını düşürme.. Sonsuz mutluluğu seç, sevdiğin işi yap, köle olma hükmeden ol.. Kolay değil bunlar, çetrefilli yolların sonunda.. Bakış açını değiştir ve göreceksin ayağına bağ olan bütün gereksiz duvarlar, gör bak nasıl birer birer yıkılacak..
21 Mart 2010 Pazar
12 Mart 2010 Cuma
Ayşecik
Seni çok seviyorum babaanneciğim, o gece o telefon konuşmasından sonra evet hüngür hüngür ağladım, gecenin karanlığında evin bir köşesinde, herkes uykuya dalmışken ben senin bu sonu belli yolda neler yaşayabileceğini gözümün önüne getirdim ve yıllar sonra akan gözyaşlarım içimi, yüreğimi yaktı.Sen kendini çok harap ettin babaanneciğim.. O masum yüzün, o zarif vücudun çok acılar çekti babaaneciğim ve buna rağmen senin kıymetini bilmeyenler oldu.. Sen ve dedem bana o zor senemde kol kanat gerdiniz ve beni sıcacık yuvanıza dahil ettiniz. Birbirimizden uzağız maalesef ve senin çok daha uzaklara gidecek olman gerçeği beni kahrediyor. Umutlu olmak isterdim, kendime yalan söyleyip kendimi kandırmayı fakat yapamıyorum, yapamam. Kendimi şu şekilde kandırıyorum, yolun sonunda genç yaşta kaybettiğin evladın var babaanneciğim. Benim 1 kere aile ortamım oldu o da sizinleydi canım babaanneciğim. Sen olmasan ben nasıl zayıflardım pamuk yanaklım benim.. Sana olan duygularımı anlatmakta kelimeler kifayetsiz kalıyor canım benim.. Beni bırakmamanı çok istiyorum ama herkes gibi sen de gidiyorsun.. N'olur gitme diye yalvarmak istiyorum ama bu senin elinde değil. En yakın zamanda geleceğim seni görmeye.. Bugüne kadar sana sımsıkı sarılıp, seni seviyorum demedim hiç, diyemedim.Bu sefer diyeceğim, büyük ihtimalle bunu derken gözyaşlarıma engel olamayacağım ama seni üzmemek için onları içime akıtacağım..Bugüne kadar demediysem bunları bu da benim öküzlüğüm ; bir türlü gerçekten ne hissettiğimi yansıtamıyorum .Özellikle sevdiklerime ve evet itiraf ediyorum ben sevmeyi bilmiyorum ama SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM...
11 Mart 2010 Perşembe
Karar Verdim
Karar verdim..
Geçmişimde şimdiyi yaşamamı, dolayısıyla geleceği yaşamamı engelleyen,
Önümü görmeme engel olan her şeyle hesaplaşmaya karar verdim.
Hayatımın karanlık köşelerinde yer alan, toz tutan her şeyi
Birer birer saklandıkları yerden çıkarmaya,
Onlarla yüzleşmeye ve sorunları kökünden çözmeye karar verdim.
Evet bu yol kolay bir yol değil hatta
Belki bu yıllar bile alabilir ama ben karar verdim.
Bu çetrefilli yolda belki yıldığım zamanlar olacak,
Yeter dediğim zamanlar olacak çok acı çekeceğim
Ama bu zamana kadar sebepsiz, boş yere acı çektim
Şimdi ise çok önemli bir gaye için zorlanmaya kat be kat değer
Dediğim gibi karar verdim
Er ya da geç..
Benimle misin? Yanımda olacak mısın?
Geçmişimde şimdiyi yaşamamı, dolayısıyla geleceği yaşamamı engelleyen,
Önümü görmeme engel olan her şeyle hesaplaşmaya karar verdim.
Hayatımın karanlık köşelerinde yer alan, toz tutan her şeyi
Birer birer saklandıkları yerden çıkarmaya,
Onlarla yüzleşmeye ve sorunları kökünden çözmeye karar verdim.
Evet bu yol kolay bir yol değil hatta
Belki bu yıllar bile alabilir ama ben karar verdim.
Bu çetrefilli yolda belki yıldığım zamanlar olacak,
Yeter dediğim zamanlar olacak çok acı çekeceğim
Ama bu zamana kadar sebepsiz, boş yere acı çektim
Şimdi ise çok önemli bir gaye için zorlanmaya kat be kat değer
Dediğim gibi karar verdim
Er ya da geç..
Benimle misin? Yanımda olacak mısın?
9 Mart 2010 Salı
Superman Superman Olmak Lazım Bazen
Çoğu programımız gibi bu programda bizim için anlık gelişti. Açıkçası bu programa dahil olmak için 10 saniye bile düşünmedim. Programa dahil olmakla çok doğru bir karar vermişim yoksa nasıl olurdu da şu güzel sabahta bu satırları yazıyor olurdum.
Abant yolculuğumuz Cuma öğleden sonra başladı. Buluştuğumuz ilk andan itibaren hepimizde pozitif bir enerji var, aksi mümkün mü? Buluştuğumuz ilk andan itibaren hepimiz İstanbul'un kirli havasından, stresli hayatından, rekabetçi, hırs dolu ve insanın ruhunu yıpratan ortamından uzaklaşacağımızı biliyorduk. Bu da bize acayip bir huzur veriyordu. Ama en önemlisi 2 günlüğüne de olsa dertlerimizi, çılgın bir yarışa benzeyen hayatlarımızı geride bıraktık. Ben bu satırları yazacağım atmosferi buraya geleceğimizi bildiğimden beri düşlüyordum. 2 gündür dışarıda hava zaman zaman soğuk, zaman zaman yağışlıydı. Fakat hava şartları ne bizim mangal yapmamızı engelledi, ne de neşemizi kaçırabildi. Cuma gününden itibaren her saniyenin tadını çıkartıyoruz.
Cuma öğleden sonra iskelede buluştuk, oradan alışveriş yapmaya gittik. Hepimiz her saniye huzura bir adım daha yaklaşıyor olmanın verdiği sevinçle şuursuz ama neşe dolu bir ruh hali içindeydik. Ayaklarımızın yere basmasını sağlayan ilk an kasada acı gerçekle karşılaştığımız andı. Ama olsun, zaten tatillerde yapılan ilk alışverişlerde böyle şeylerin olması son derece normaldi. Birbirimize bu şekilde destek oluyorduk. Hepimiz öylesine iyimser bir hava vardı ki hiçbir şey moralimizi bozamazdı, bozamadı da. İçerek, gülerek, eğlenerek yolumuza devam ediyorduk. Tabii arada sık sık verdiğimiz molalarda vardı. Hepimiz zevkten çürüyorduk. Birkaç saat süren yolculuk sonunda Bolu'ya vardık. Kaldığımız yerin sahibi Cavit Abi'yle buluştuk. Cavit Abi tam bir görev adamıydı, iyi bir adama benziyordu(ama be kardeşim iki katlı ahşap ev kiralıyorsun, insan içine sadece bir tane mi tuvalet kağıdı koyar !! Kusura bakma ama bu sabah kulakların çınladıysa bunun sorumlusu benim, ama bunu sen istedin). Evimize geldik, evi gördükten sonra herkes şu tepkiyi verdi, '' Ohaaa oğlum, şuna bak, daha güzel bir ev yok''. Hem ev güzeldi hem de beklentilerimizin üzerindeydi. Malum sükut-u hayale uğramamak için beklentilerimiz düşük tutmuştuk. Sonra eve yerleştik ve mangalımızı yapmaya başladık. İlk gece sadece sucuk ve şarap takıldık. Etrafımız zifiri karanlıktı. Yıldızlar ise inanılmazdı, gecemizi aydınlatıyordu. Dağın yamacındaydık, evin arkasında akan derenin vermiş olduğu huzur içimizi kaplıyordu. Doğa en güzel eserlerinden birini bizim için çalıyordu. Sucuk, şarap, müzik, muhteşem sohbet ve tabii ki Kaan'ın şovlarıyla gece çok güzel geçiyordu. Sonrasında hepimiz temiz hava ve yol yorgunluğunun ardından güzel bir uykuya daldık.
Cumartesi sabahı uyandık, camları açtık, muhteşem bir havayı içimize çektikten sonra birbirimizin ayılmasına yardımcı olmak amaçlı türlü türlü geyikler döndü tabii ki. Derken kalktık, ayıldık ve muhteşem bir kahvaltı yaptık (Bugün de buna benzer bir kahvaltı yapacağım için kendimi şanslı sayıyorum). Kahvaltı sofrasında sucuklu yumurtamız, peynirlerimiz, çeşit çeşit reçeller, köy ekmeği, çay kısaca her şeyimiz vardı. Kahvaltının ve karnımızı doyurmanın vermiş olduğu mutlulukla merkeze inip, akşam için nevaleyi toplamanın zamanı gelmişti. Marketteki çalışanlarla kısa sohbetlerin ardından alışverişimizi yapıp evimize geldik, yiyecekleri yerleştirdikten sonra doğrudan Abant yolunu tuttuk. Benim Abant'a ilk gelişimde ve hayal ettiğim gibi bir manzarayla karşılaştığım için çok mutlu oldum. Hayalimde bu tarz yerlerihep karla kaplı düşünürüm, dün de Tabiat Ana bana bir güzellik yapmış ve göl etrafını karla süslemişti. Gölün etrafındaki tahta yolda yürüdük, her anın tadını çıkartarak, kıymetini bilerek.
Daha sonra göl kenarında bir yere oturduk, açtık şaraplarımızı, başladık muhabbetimize. Bu sefer hem memleketi kurtardık, hem de makara yaptık. Derken vakit geçti, gitti. Hazır buraya kadar gelmişken Mudurnu'ya uğramamak olmaz diye düşündük. Abant'tan Mudurnu'ya bağlandık. Mudurnu' da acayip şirin bir yer, hem insanlarıyla hem de yapısıyla. Gerçek Anadolu insanıyla (Sıcak, sevecen) muhattap olabileceğiniz bir yer.Mudurnu'da önce bir lokantaya oturduk ve 5 kişi gerçekten çok iyi yedik. Hesap bir geldi, 15 lira. Hepimiz şok !! Tabii İstanbul'da kazıklanmaya alışmış bireyler olduğumuzdan bünyenin bu olayı kaldırması biraz zaman aldı. Bu şoku atlatmak için bir kıraathaneye girip bir şeyler içtik. Biraz yürüyüşten sonra eve doğru yola çıktık.
Ve bu sabah.. Dedim ya en başından beri hayalini kuruyordum diye. Sabah gözlerimi açtım, pırıl pırıl güneşli ama soğuk bir hava vardı. Artık bu yazıyı yazmamın zamanı gelmişti. Sabah kalktım, camı açtım, muhteşem bir havayı içime çektim.Öyle güzel bir hava ki insana yaşadığını her şeyiyle hissettiren. Yerlerde hafif bir beyazlık, sanki yerlere pamuk serpilmiş gibi, gökyüzü masmavi, aralarda usta bir ressamın tabloya renk katmak için çizdiği bulutlar ve güneşin çatıdaki karları eritmesiyle karların yere damla damla düşmesiyle oluşan harikulade melodi. melodi. Gün yeni başlıyor ve doğadaki huzur.Gün birçok şeye gebe..Ve umarım şu anki huzurum olabildiğince uzun sürer.
Bu yazıyı dün sabah yazdım (07. 03.2010) ve bu sabah tekrar şehrin koşuşturmacasında kendimi buldum. Kirli hava, karmaşanın ortasında.. Böylesine güzel bir ortamdan sonra anladım ki doğayla daha çok iç içe olmalıyım. Bu seyahat çok iyi geldi ve seyahatimizin resmi şarkısı Superman'di. İnsan olmak yetmez, yetmiyor bazen Superman Superman olmak lazım bazen... Seyahatin sloganları ise ''Ben çok kötü bir gorilim, Aysellllllll, Avize, Red Hot Pipi Çelırs ve Tap Tap Tapınak.'' Güzel ve mutlu günlerin her daim olması dileğiyle...
1 Mart 2010 Pazartesi
It's no good
I'm going to take my time
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above
The gods decree
You'll be right here by my side
Rİght next to me
You can run, but you cannot hide
Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'cause it's no good
I'll be fine
I'll be waiting patiently
Till you see the signs
And come running to my open arms
When will you realise
Do we have to wait till our worlds collide
Open up your eyes
You can't turn back the tide
Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'cause it's no good
I'm going to take my time
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above
The gods decree
You'll be right here by my side
Rİght next to me
You can run, but you cannot hide
Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'cause it's no good
I'll be fine
I'll be waiting patiently
Till you see the signs
And come running to my open arms
When will you realise
Do we have to wait till our worlds collide
Open up your eyes
You can't turn back the tide
Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'cause it's no good
I'm going to take my time
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










