24 Mayıs 2010 Pazartesi

23 Mayıs

Gecenin ortasına doğru ilerlerken, önceliklerim aklıma geliyor ve bir şekilde nasıl olsa yaparım dememden öylece oturuyorum. Evet asıl istediklerime kafamı yorarken, o günü beklerken arada kalan sürede yapmam gerekenler sadece teferruat geliyor. Adım adım ilerlediğimi hissediyorum, içimde şüphe de yok değil. Bu şüpheleri ortadan kaldırmak için tek yapmam gereken ise konsantre olmak. Sonuçlarını düşünmek kendim için seçtiğim motivasyon yollarından en önemlisi. Bazen daldan daldan atladığım çok oluyor hatta çoğu zaman o yüzden şimdi de öyle yapıyorum. Cümlelerimde ne bir bütünlük olsun istiyorum ne de belli kalıplar. Bunu yapabilmek ne güzel aslında. Özgürüm istediğim gibi yazabiliyorum. Anlaşılabilirliği yok belki de yazdıklarımın. Pişmanlık geldi şimdi aklıma. Pişman mıyım yaptıklarımdan diye sorunca kendi kendime... Hayır değilim, doğrusunu, inandığımı yaptım. Böyle olmasını istemezdim elbette. İnsan bazen bazı şeyleri içinden çıkarıp atmak ister de atamaz ya. Aynen o durum işte. İçimden çıkaramıyorum sadece zamanla yeni şeyler yaşadıkça eskiden olanlar biraz daha derinlere gömülüyor işte. Ama unutulmuyor. Unutmak gibi bir seçeneğim olsa ne mi yapardım? Unutmamayı seçerdim çünkü unutsam şimdi ki ben olmazdım. Hiç birini unutmamak istiyorum, unutmayacağım da.Ne iyiyi ne de kötüyü. Şu an Air Supply dinliyorum, Without You 'dan Making Love Out of Nothing at All' a geçiş yaptım. Sonra sessizlik. Roller. Farkında olmak. Yarın savunmam gereken ama şu an hiç umurumda olmayan tezim. Umursamazlığım. Sıkılgan ruh halim. Şu an bir bardak şarap içmek istedi canım, keyif yapmak. Evet gittim, şarabımı aldım ve geldim. Eskiden olsa üşenip almazdım ama bu huyumu değiştirdim. Artık ertelemiyorum. Bu huyumu değiştirmemin şerefine alacağım ilk yudumu. Şerefe !! Bu üşengeçliğim yüzünden çok güzel anları kaçırdım belki de.. Bir de uzun zamandır biramı alıp Caddebostan sahilinde içesim var. Güzel bir muhabbet eşliğinde.. En son babamla gitmiştik. Babamla hep aynı şeyleri konuşuyoruz. Sanki bir tiyatro oyununu tekrarlıyoruz gibi geliyor artık.Şu an Bülent Ortaçgil'den Yağmur çalıyor.

Her şey olur, her şey büyür,her şey geçer, Hayat kalır.

Daha sonra Gripin 'Sorma. sorma, doldur Boğaziçini' diyecek.

Derken saatler ilerler, bardaktaki şarap giderek tükenir, insan kendini bir düşünce içinde bulur. Gece içine işler, bir kere daha görürsün aslında sadece sen varsın ve senin yansımaların.. Sonra akla yolda yürürken bir an her şeyin durması ve hanımeli kokusunun aklını çelmesi gelir. Daha sonra bir yudum şarap daha alınır. Düşünmeye devam edilir ve Air Supply'dan tekrar Without You ile şarabın son yudumu içilir ve her cümlesi birbirinden kopuk ama yazanın kafasını dağıtarak, rahatlamasına sebep olan yazıya nokta konulurNOKTA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder