Gerçeği hiçbir zaman bilemeyeceğiz,
Neye inanıyorsak gerçeğin o olduğunu zannedeceğiz,
Hayat inandıklarının yansımasıdır ve
İnandıkların hayatına bir şekilde yön verir.
Gerçek ne diye düşünüp durursun kimi zaman,
İçinden çıkamazsın.
Kendi kendine dersin ki, 'Eğer bu böyleyse bugüne kadar inandıklarım ne olacak?'
Sevgiline inanırsın, annene, babana, kardeşine, ona buna, bir görüşe inanırsın
Tanrı' ya inanırsın
Bunlar hayatını sen farkında olmadan bir yola sokar
İnanmak işte böyle bir şey...
Körü körüne inanmak ise kendine yalan söylemek üzere olan bir insanın bu yoldaki ilk adımıdır
Bazen insan inandıklarının yalan olmaması için bin bir türlü takla atar
Sebebi korkmasıdır
Korkar, çünkü onlar yalansa hayatı da yalandır
Peki ne yapmalı?
Bu devirde kime, neye inanmalı?
Seni 9 ay karnında taşıyıp sonra sokağa atan anaya mı?
Kanından olduğun halde seni öldüresiye döven babaya mı?
Seni dolandırmaya çalışan canını gözün kapalı vereceğin kardeşine mi?
Yoksa yıllar boyu her şeyi yaşadığın, seni çok sevdiğini zannettiğin fakat yollar ayrıldıktan sonra bazı şeylerin soğumasını bile beklemeyen sevgiliye mi?
Cevap: Hiç birine.
Bu hayatta inanacağın tek kişi sensin.
Gerisini fazla ciddiye almayacaksın, gerisi fasa fiso.
Hayatta kendine meydan okuyacaksın, tek doğrunun sende olduğunu unutmayacaksın
Başkalarını gözlemleyecek, yaşayacak ve anlayacaksın
Onların gerçeğini hiç bir zaman tam olarak bilemeyeceksin ama olsun
Ne de olsa hayat inandıklarının yansımasıdır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder