Bugün kanepeye uzandım. Canım sıkılıyordu ve tavana boş gözlerle bakıyordum. Bugün izlediğim filmin de etkisiyle düşündüm, yaşlanınca hayatım nasıl olacak diye. Acaba hayatta bir fark yaratabilecek miyim yoksa milyarlarca insan gibi gelip geçici bir zat mı olacağım acaba? Sonra kendi kendime dedim, istediğim hayatı yaşayacağım ve hiçbir şeyi ertelemeyeceğim. Bu o kadar kolay bir şey değil, bunun bilincindeyim. Öncelikle içimdeki bariyerlerden kurtulmam gerekiyor. İçimdeki bariyerlerden gün geçtikçe kurtuluyorum. İçimdeki bariyerler yüzünden bazen kendimi kasıyorum. Bunlardan bir an evvel kurtulacağım, büyük ölçüde kurtuldum artık. Artık aklıma geleni pat diye yapıyorum, eskiden olsa önce düşünür sonra vazgeçerdim. Portfolio' dan sonra bunu aştım. Artık yapıyorum, eskiden utanırdım artık utanmanın amına koyim diyebiliyorum en azından.
Neyse yaşlılıktan girdim nerelere geldim. Yaşlılığıma geri döneyim en iyisi. Yaşlanınca paso gezeceğim. Eğer torunum olursa onu da yanıma alacağım, bambaşka diyarlara yelken açacağım. Facebook' ta geçen sene Madrid' de tanıştığım Meksikalı bir kızın resimlerinde bakıyordum da, kendi kendime dedim, oğlum o kadar çok gezecek görecek yer var ki, buna bir ömür yetmez. Bu yüzden ne kadar çok yer görürsem o kadar iyi. Yaşlılık güzel şey, hayatın diğer bölümleri gibi güzel. Bugün ayrıca şunu da düşündüm, büyük ihtimalle ömrümün 4'de 1'ini geride bıraktım. Su gibi akıp geçti yıllar. Şimdi dönüp arkama bakıyorum da bir sürü gereksiz şeye kafamı takmışım, bazı günlerin kıymetini bilmemişim. Sonra düşündüm, sordum kendime 'Nevzat, bugün ne yaptın?' diye. Öğlene doğru kalktım ve biraz daha yatakta debelendim. Sonra kalktım spora gittim, sporda kitap okudum. Eve geldim, duş aldım, bir şeyler yedim, film izledim. İnternette takıldım biraz, müzik dinledim. İlginç bir şey yok değil mi? Beni de düşündüren bu oldu. Bir süre sonra geriye baktığımda bu sıradan günümü hatırlamayacağım. Bu yüzden her günü unutulmaz kılacak bir şeyler yapmak lazım. Sıradan günleri olabildiğince az sayıda tutmak lazım şu hayatta. Ertelememek lazım, nasıl olsa bir gün öleceğiz amına koyim. Öbür tarafta bol bol vaktimiz olur diye düşünüyorum. Her günün kıymetini bilmek lazım. Bazen geriye dönüp baktığımda bazı kişilerin kalbini tekrar kazanmak istiyorum. Bazılarıyla aramdaki saçma küslükleri bitirmek ve onlarla şimdiki zamanı da paylaşmak. Bu benim açımdan mümkün ama onlara baktığımda bu olgunluk seviyesinde değiller. Öyle olsalardı şimdi bu cümleyi kurmazdım zaten. İşte böyle... Her ne karın ağrısıysa işte. Kısacası güzel güzel, ani kararlar vererek, hayatın kölesi olmayarak, paylaşarak yaşayalım işte. Son ana kadar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder