18 Eylül 2011 Pazar

Başlangıç

Başlangıçlar heyecan dolu ve zordur. İnsan neyle karşılaşacağını tahayyül eder, kafasında kurar. Kendisini ne beklediği hakkında meraklıdır. Bir de bu başlangıç, uzun süredir beklediği bir başlangıçsa heyecanı katlanır, içini de bir endişe kaplar.

Yarın uzun zamandır hayalini kurduğum şeyin kapılarını açıyorum. İlk hedefime ulaştım ve yarın her şeye 0' dan başlıyorum. Çok çalışacağım, çabalayacağım. Bu işi çok istedim ve bunu yapabileceğimi herkes görecek. Bu yüzden yarın sıkı bir başlangıç yapacağım. Pes etmek yok, sonuna kadar gideceğim. Hedefler çok ve hepsini gerçekleştirmek gerek.

Bırak uçsunlar, söylesinler. O kadar güzel söylesinler ki, bütün zorlu yollar zevkli hale gelsin.

Toto Cutugno - Lasciatemi Cantare

13 Eylül 2011 Salı

Güzel Yalan

Ö: Bana güzel yalanlar söyle.
S: Yalanın güzeli mi olur?
Ö: İnsan çaresiz ve ümitsiz kalırsa gerçeklere değil, yalanlara ihtiyaç duyar.
O yalanların da güzel yalanlar olmasını tercih eder.


Kısa bir sessizlik oldu, S. ne diyeceğini bilemedi. Ö.'nün artık kulakları da eski neşesini kaybetmişti, vücudunun diğer bütün uzuvlarına uyum göstermişti. Radyoda ne çaldığını duymuyordu ama merak ediyordu. O sırada radyo da sevmediği tarzdan bir müzik çalıyordu...



Ö: Radyoda ne çalıyor ?
S: En sevdiğin şarkı, Edith Piaf' tan 'La Vie en Rose'.


Sevinmişti, bu şarkı O'nu gençliğine, gençliğinin güzelliklerine götürmüştü. Gitmeden son bir kez gençliğinin tatlı hayallerine uğramıştı. Hakikaten o şarkının çaldığını zannediyordu, gözlerini kapadı, şarkıya eşlik ediyordu. Bir daha gözlerini hiç açmadı ama gözlerini güzel kapamıştı.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Adalet

Adalet dediğin koskocaman bir yalan. Bencilliğin hüküm sürdüğü bir gezegende adaleti düşünmek, adalet peşinden koşmak koskoca bir aldatmaca. Adalet birilerinin insiyatifine bırakılmış, güçlü olanın insiyatifine, daha doğrusu aslında güçlü olduğunu zanneden zavallıların elinde her şey. O kadar zavallılar ki her işlerini yorgan altından yürütüyorlar. Cesaret, onur, vicdan... Bunlardan yoksunlar, ruhen yoksullar. Bunların hesabı bir gün sorulacak mı? Temennim, inancım bu yönde.

11 Eylül 2011 Pazar

Zaman

Zaman nasıl bir kavramdır? Uçsuz bucaksızmış gibi gelir ama aslında hiçbir zaman yeterli değildir.

Ayn(r)ı Vapur

Her seferinde aynıymış gibi gelir,
Hep aynı saatlerde kalkan,
Aşağı yukarı hep aynı sürede gideceği yere varan vapur seferleri.
Özellikle hafta içinde insanlar bile aynıdır.
Herkesin belli bir yeri vardır,
Bir nevi okul servisi gibidir vapur.
Bazıları gideceği yere severek gidiyordur, bazıları nefret ederek.
Kimileri yeni umutlarla, kimileri korkularıyla buluşmaya gitmek için binmiştir vapura.
Hep aynı gibi gelir vapur seferleri, halbuki hepsi ayrı seferlerdir.
Her gün gördüğünüz insanlar,
Bazen mutludur, bazen mutsuzdur.
Siz bilmezsiniz ama belki bir gün önce birisini kaybetmiştir o,
hayalleri gerçekleşmiştir belki, belki de sevdiği birine kavuşmuştur.
O, Onlar artık tamamen farklıdır.
Hep aynı gibi gözüken her şey, aslında hep ayrıdır.
Ne değişmeden aynı kalıyor ki hayatta, içinde insan olan bir şey hep aynı kalsın.

9 Eylül 2011 Cuma

Balonlar



Ben küçükken bana bazen balon alırlardı. Bırakınca uçan balonlar var ya, en sevdiğim onlardı. Onlarla gökyüzüne mesaj yollardım. Orada beni dinleyen birileri vardı, hiç görmediğim ama hissettiğim. O balon uçarken izlemek, sanki uçan benmişim gibi bir his uyandırırdı bende. O balon uçardı, kaybolurdu ama patlamazdı. Şimdi büyüdüm ve o balonun, o balonların patladığını biliyorum. Büyüdükçe sürekli bir şeyler patlıyor zaten. Çocukken sorarlar ya, büyüyünce ne olmak istiyorsun diye. Ben hep pilot olmak isterdim. Büyüyünce pilot olamayacağımı da anladım, bu da patladı yani.

Büyüdükçe hayaller balon oldu, gerçekler iğne.

Küçükken de hayaller balondu ama annemin iğnesinden başka hiçbir iğne patlatamazdı onları, annem de hiç patlatmadı zaten. Dedi ama yapmadı.

Şimdi bir sürü kişi balonları patlatmaya çalışıyor, kendi balonuna yer açmak için. Bir de ne kadar balon varsa hepsi uçsun diyenler var.

Keşke herkesin balonu uçsa ve hiç patlamasa, tıpkı çocukluktaki gibi.

4 Eylül 2011 Pazar

Sakla/ma

Herkesin sakladığı bir şeyler vardır elbet.
Bazıları geçmişinde olup bitenleri saklar,
bazıları hayallerini,
bazıları düşüncelerini,
bazıları sevdiğini,
bazıları duygularını...
Sakladığın şeyler içinde büyür, ayağına dolanır.
Davranışlarına yansır, seni değiştirir.
Kendine bir sürü maske yaratırsın.
Maskelerden kurtulmak, hayatı çırılçıplak yaşamak...
Nasıl olur?