11 Ekim 2011 Salı

Sınırlar

Hayatta hep sınırlar oldu, hep sınırlar olacak. Başkası tarafından çizilen sınırlar, kendi çizdiğimiz sınırlar. Bu sınırlar sözde bize kendimizi güvende hissettirecek, bilinçaltımıza oynayacak. Bilinçaltımızda diyecek ki, orada dur, sınırların içinde kalırsan her şey güvenli. Böyle diye diye , bir süre sonra alışacaksın sınırlarına, kabulleneceksin sınırlarını. Mutlu olduğunu düşüneceksin . Kısacası kendi kendini yavaşça kandıracaksın, güzel bir uykuya dalacaksın. Zaman akıp gidecek, farkında olmayacaksın. Uyandığında iş işten geçmiş olacak, sınırlara boyun eğdiğinin farkına varacaksın ama yapacak hiçbir şey kalmayacak. Koskoca bir ömürden senin payına düşen büyük bir pişmanlık ve bir sürü keşkeler olacak. O zaman diyeceksin ki, zamanında sorunlarla karşılaştığımda, keşke sınırların dışına çıkıp öyle düşünseydim. Vakit kaybetmeye gerek yok, senin, benim, bizim hiçbir sınırımız yok. Sınırların dışına çıkmak kolay değil, önce inanmak gerek. Şu dünyada neye inanırsak gerçek o değil mi? Gerisi yalan. Sınırlara inanırsak sınırlar var, inanmazsak yoklar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder